Tina Modotti 20. yüzyılın kadın fotoğrafçıları arasında önemli bir isim.
Gerçek ismi Assunta Adelaine Luigia Modotti Mondini. 17 Ağustos 1896'da Kuzey İtalya'da bir kasabada doğdu. Tina henüz 12 yaşında iken bir ipek fabrikasında çalışmaya başladı.Daha sonra babasının ve ablasının yanına New York'a gitti.
Çalışıyor olmasına rağmen Tina, zamanının büyük bölümünü tiyatro ve operaya ayırıyordu.
1915'teki "Panama-Pasifik Sergisi" eserleri, başka dünyanın kapılarını ona açtı. Sergide Amerikalı şair ve ressam Roubaix de I'Abrie Richey ile tanıştı. 17 yaşında yerel tiyatro prodüksiyonlarında seçmelere katılmaya başlamıştı. 1918'de Robo ile birlikte Holywood'a gitmek üzere yola çıktılar.
1919'un ortalarında, "Tiger's Coat-Kaplanın Postu" adlı filmde başrol oynadı. Fakat sinemanın olanakları ona yetmedi ve diğer sanat dallarını takip etmeye başladı. Girdiği sanat ortamları sayesinde Amerika'lı fotoğraf sanatçısı Edward Weston'unla tanıştı.Weston da dahil pek çok erkek, Tina'ya aşıktı. Edward Weston ile yaşadığı ilişki srasında Meksika'daki kocası Robo öldü.
1923'de Weston'un da desteğiyle Tina ciddi anlamda fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Birlikte o zamanlar sanatsal ve politik olarak hareketli bir dönemde olan Meksika'ya gittiler. Burada fotoğrafçılığını büyük ölçüde ilerleten Tina ilk sergisini Weston'la birlikte açtı. İlişkilerinin bitmesinin ardındansa ço farklı politik kulvarlara yöneldiler. Tina tam bir devrimci, Wetson ise bir anti - komünist oldu.

Bu sıralar Tina, fotoğraflarında toplumsal ögeleri ele alıyordu.Bünyesinde yer aldığı örgütler ve Kominist Parti'den sevgilisi Xavier Guerrero fotoğraflarındaki siyasi duruşu algılanır biçimde etkiledi. Daha sonrasında da siyaseti hiç bırakmadı. El Machette dergisi için fotoğraf çekmeye başladı.
Sevgilisi Guerro'nun 1929'da öldürülmesinden sorumlu tutuldu. Böylece üyesi olduğu Komünist Partisi'nin adını karalamak için sıkça kullanıldı. Hem tehlikeli bir kadın hem de bir katil olduğunu iddia edenler tarafından yerildi.19309'da Berlin'e sürüldü ve o kültürle uyuşmayan fotoğraf anlayışı sanatının seyrelmesine Rusya'da da tamamen yok olmasına neden oldu.
Rusya'da fotoğrafı bırakması ve yaşadığı ajanlık dönemi sonrası girdiği ağır depresyon yıllar sonra farklı bir Meksika'ya dönmesi kendisinin de bambaşka birine dönüşmesine neden oldu.
Tina Modotti 5 Ocak 1942'de kalp krizi sonucu öldü. Ancak o dönemde ölümünün suikast olduğuyla ilgili söylentiler ölümünü de olaylı kıldı.
Kadın olmak - Kadının sanatçı olması - Kadının düşünmesi - Kadının taraf olması... her devir sorun oldu. Bugün etrafımıza ve geçmişteki kadın sanatçılara baktığımızda sanki bu sorunları kutluyor gibiyiz..




inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu
yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur
aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak"
yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası....
asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...